Arctic Monkeys ve İngiltere’nin ilginç Rock dinleyicisi. Yazıya böyle bir giriş yaptım çünkü İngiliz Rock müzik dinleyicisinin çok yenilikçi, kabullenici bir kitle olduğunu düşünmek biraz abesle iştigal olacaktır. Türün oluşumundan kitlelere yayılması, ilk gerçek Rock tanrılarının çıkışına kadar en büyük söz her zaman İngilizlerin olmuştur. Fakat 2000’li yılların başında ilginç bir şey olmuştu ve müzik tarihinin internet ile birlikte hiç bir medya iteklemesi olmadan ünlenen ve insanların birbiriyle paylaşarak büyüttüğü ilk grup Arctic Monkeys doğmuştu.

2014 yılına hızlıca sardığımızda artık Arctic Monkeys bir dünya deviydi ve herkesin onların ilk albümlerinde ki heyecanı ve groove (bu terimin Türkçe karşılığını çok araştırdım ama yok sanırım) hissiyatını bir şekilde özlemesi, “yok mu o tarz bir şeyler yahu ?” soruları karşılık bulmuştu.

Arctic Monkeys ile bir giriş yaptım çünkü Royal Blood’ın gerek müziklerinde gerek tanıtımında maymunların payı büyük. Müziği formülize etmeye bayıldığım için hızlıca bir Royal Blood tarifi vereyim;

Eski İngiliz Stoner Rock zemini üzerine sırasıyla Led Zeppelin, Jack White, Queens Of The Stone Age ve Arctic Monkeys harçları dökün ve kurumasını bekleyin.

Formül size sağlam geldi mi hoşunuza gitti mi bilmiyorum fakat eğer gitmediyse bile Royal Blood kesinlikle şansı hakediyor, hatta öyle hakediyor ki albüm çıktığı dönemler listelere doğrudan kafadan girdi ve insanları heyecanlandırdı. Hatta canlı izleyenleri çok daha heyecanlandırdı. Çünkü grubu dinleyen ve “yahu ne güzel gitarlar” diyen herkes tarihi bir yanlış içerisindeydi. Artık herkes tarafından bilinen ama o zaman için çok heyecan verici olan şey; “Royal Blood’ın bir gitaristi yok, duyduğunuz her şey bir davul bir de bass gitar ile üretiliyor”. Evet grup iki kişilik ve duyduğunuz gitar tonlarının hepsi Mike Kerr’in bass gitarının kablosunun kullandığı çeşitli efekt pedallarına oradan da bass amfisi haricinde 2.amfi olarak kullandığı gitar amfisine ulaşması ile çıkıyor.

Çok eğlenceli, çok kolay dinlenen ve ritmi içerisinde dinleyici çok kolay eritebilen bir albüm bu. Vokallerde ki Josh Homme öykünmesinden müziklerindeki The White Stripes minimalliğine kadar yeni hiç bir şey sunmasa da sunduklarını o kadar stilize ve steril bir özet olarak yapıyor ki bundan bırakın rahatsız olmayı çoğu zaman bunun farkına bile varmıyor insan. Albüm ilk çıktığında “tam bir araba albümü” diyordu bir çok mecra, hem araç kullanmayı bilmediğim hem de otomobillerde zaman geçirmeyi sevmediğim için pek anlam verememiş de olsam bahsettikleri konunun “biri bitiyor, ardından öbürü yapıştırıyor” tabiriyle özetlenebilen bir gaz durumu olduğunu kestirebiliyorum.

2010’lu yılların ikinci yarısı için mihenk taşı olabilecek bir debut albüm Royal Blood.

Royal Blood // Royal Blood // Warner Bros // 2014
Baştan Sona Bitmeyen Yüksek TansiyonTemiz ve Devasa Bir SoundMarş Niteliğinde VokallerCatchy NakaratlarBass Gitar <3
Baştan Sona Bitmeyen Yüksek Tansiyon (Tekrara Neden Olabiliyor)Formülize BestelerDaha Önce Duymadığınız Hiç Bir Şey Yok
7.6Olmuş
Sound8.5
Özgünlük6.5
Atmosfer7.5
Yaratıcılık7.5
Samimiyet8
Reader Rating 0 Votes
0.0